Bugun...


ŞANLI TARİHİMİZİ SADAKATLA BAĞRIMIZA BASIYORUZ
Bartın Üniversitesinin geleneksel hale getirdiği ‘Çeşm-i Cihan Sohbetleri’nde Osmanlı Devleti’nin Çanakkale ve Filistin Cephesinde verdiği mücadele anlatılarak, şehit düşen askerler anıldı.

ŞANLI TARİHİMİZİ SADAKATLA BAĞRIMIZA BASIYORUZ
+ -

Bartın Üniversitesinin geleneksel hale getirdiği 'Çeşm-i Cihan Sohbetleri'nde Osmanlı Devleti'nin Çanakkale ve Filistin Cephesinde verdiği mücadele anlatılarak, şehit düşen askerler anıldı.

Bartın Üniversitesi 'Çeşm-i Cihan Sohbetleri'nin üçüncüsü "I. Dünya Savaşında İki Cephe: Çanakkale ve Filistin" başlığında düzenlenen panelle gerçekleştirildi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun konuşmasına "Tarihin akışını değiştiren, 3 kıtaya 600 yıla yakın hükmeden ve mensubu olmaktan övündüğümüz bir devleti canlarıyla savunan aziz şehitlerimizin hatırasını yad etmek üzere bir aradayız." diyerek başladı.

"Zaferlerimizle, coğrafyamız değişmez bir öz haline gelmiştir"

Türk Tarihindeki şanlı sayfaları tekrardan okumakla istiklal aşkının tazeleneceğini kaydeden Rektör Uzun, "Bundan 103 yıl önce Çanakkale'de ve asırlardır dünyanın birçok bölgesinde milletimizin tarihine kahramanlık destanları olarak yazılan çok sayıda istiklal mücadelesi verildi. 'Ya istiklal, ya ölüm' kararını yüreğinde vermiş ve her biri vatanı uğrunda canını feda etmeye hazır birer nefer haline gelmiş bu millet, sadece şanlı zaferler değil, aynı zamanda geleceğini de kazanmıştır. Bartın'dan, Erzurum'dan, Bursa'dan, Diyarbakır'dan, Trabzon'dan Bağdat'tan, Şam'dan, Filistin'den, Rumeli'den ve daha birçok diyardan kopup gelen yiğitler siperlerde omuz omuza savaşmışlardır. Bu zaferlerle üzerinde yaşadığımız coğrafya bir kara parçası olmaktan, bir coğrafya olarak anılmaktan çıkmış, bir ruh ve değişmez bir öz haline gelmiştir." dedi.

 

"Şanlı tarihimizi sadakatle bağrımıza basıyoruz"

Osmanlı Devleti'nin büyük fedakarlıklarla birçok cephede cansiperane savaştığını belirten Rektör Uzun, "Birçok bilim insanının da merakla incelediği 'Eski gücünden düştüğü', 'Gerilediği' iddia edilen ve 'Hasta adam' gibi sıfatlarla nitelendirilen Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'nın birçok cephesinde cansiperane müdafaada bulunmuştur. Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlamaya hazırlanan yeni nesiller olarak bize miras bırakılan o şanlı tarihi ve o aziz istiklal ruhunu sadakatle bağrımıza basıyoruz. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Çanakkale cephesinde geleceğimiz için canlarıyla bedel ödeyen Bartınlı 265 şehidimiz olmak üzere bütün istiklal kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyorum." ifadelerini kullandı.

"Afrin'e 18 Mart'ta girilmesi tarihin çizdiği bir kaderdir"

Ardından geçilen panelde Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, geleceğin reçetesinin tarihte olduğunu vurgulayarak "Tarih olmadan bir milletin geleceğini kurmak mümkün değildir. Geçmişe sürekli olarak bakmak durumundayız. Bu noktada 18 Mart 2018'in Türkiye Cumhuriyeti için anlamlı bir gün olduğunu söylemek isterim. Çanakkale Zaferi'nin 103'üncü yılını kutladığımız zamanda başta ABD olmak üzere bizimle 60 yıldır müttefik olan bütün güçlere karşı Türk Silahlı Kuvvetleri aynı gün Afrin'de bir başarıyı ortaya koydu. Bu tesadüfi bir olay değildir. Bu tarihin ajandasına bakılarak alınmış bir karardır. Dolayısıyla Afrin'e 18 Mart'ta girilmesi tarihin çizdiği bir kaderdir." diye konuştu.

"Çanakkale Zaferi, Dünyanın en büyük zaferidir"

Prof. Dr. Kurşun Çanakkale Savaşına dair bilgiler de vererek, "Bugün tarihten, Çanakkale Savaşına dair arşivlere baktığımızda bizim gibi ete, kemiğe bürünmüş insanları göreceksiniz. Ancak onların büyük birçoğu gittikleri yerden geri dönmediler. Bugün Çanakkale Cephesinde şehit olan askerlerimizle birlikte, 60 gündür Afrin'de mücadele verirken hayatını kaybeden şehitlerimize minnet borçluyuz. Tüm şehitlerimiz bizim bir geleceğimiz olsun diye toprağa düşmüşlerdir. Tarih araştırmalarından yola çıkarak gönül rahatlığıyla şunu söyleyebiliriz: Çanakkale Zaferi Dünya'da deniz ve kara harplerinde alınan en büyük zaferdir." ifadelerini kullandı.

"Çanakkale Gazisi Hüseyin Kaçmaz'ın hikayesi duygulandırdı"

Çanakkale Zaferine katıldıktan sonra hayatını kaybeden son gazi Hüseyin Kaçmaz'ın hikayesini de anlatan Prof. Dr. Kurşun, şu ifadeleri kullandı:

"Çanakkale Zaferi'nde varlık göstermiş olan en son gazimiz Karadeniz Ereğli'sinden Hüseyin Kaçmaz'dır. Kahraman Gazimiz 110 yaşında hayatını kaybetmiştir. Cönk Bayırında savaşırken 2 hafta boyunca ayağından çarıklarını çıkaramamıştır. Bir ara hissettiği sıcaklıkla bakılamayacak hale gelen ayağına bakınca düşüp bayılmıştır. Gözlerini açtığında sıhhiye gemisiyle İstanbul'a doğru gidiyormuş. Haber alan annesi İstanbul'a geldiğinde önce oğluna 'Ben seni şehit olman için doğurdum' diyerek kızmış, sonra doktorlara kızmıştır. Hüseyin Kaçmaz'ın bir suçu yoktur. Bayıldıktan sonra gözlerini açtığında gemiyle gidiyordur. Gazimiz, Kaçmaz soy ismini de buradan almıştır. Kendisini rahmetle anıyorum."

"Filistin de en az Çanakkale kadar önemlidir"

Panelde konuşan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanı Zeynel Abidin Türkoğlu ise Birinci Dünya Savaşında Filistin Cephesinde yaşananları anlattı.

Türkoğlu, "İlk Gazze Muhaberesinde 40-50 bin kişilik bir orduya karşılık 18 bin kişilik Osmanlı alayı vardı, kortular ve gittiler. İkinci Gazze Muhaberesinde İngilizler bu sefer 50 bin, Osmanlı Ordusu ise 30 bin askerdi. Bu savaşta da Osmanlı Ordusu çok sağlam bir direnmeyle geri püskürttü. 3'üncü Muhaberede İngiliz Generalden saldırıya geçmesi istendiğinde bir şart sundu. General, her bir Osmanlı askeri için 4 asker istedi. Bu savaşta çok yoğun topçu atışı oldu, cepheyi yararak Kudüs'e doğru gittiler. Bunun sonucunda 11 Aralık 1917 yılında Kudüs düştü." dedi.

"Kudüs'ün tapu defterleri elimizde"

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arşivlerinde Kudüs'e ait tapu defterleri olduğunu vurgulayan Türkoğlu, İsrail'in 2015 yılında ortaya çıkan bu kayıtlar nedeniyle işgalci konuma düştüğünün kesinleştiğini söyledi.

Türkoğlu, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arşivlerindeki 1562 yılından 1596'ya ve 1865 yılından 1917 yılına kadar olan belgelerin içeriği hakkında da bilgiler vererek "Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arşivlerinde Kudüs'e ait 1865 ve 1917 yılları arasını kapsayan 47 adet defter vardır. Bu defterlerde 170 bin 994 adet tapu kaydı mevcuttur. Bu tapu kayıtlarının 37 bin 611'i vakıf mülkiyetindedir. 133 bin 383'ü ise özel mülkiyete aittir. Bunun yanında 1562 ile 1596 yıllarını kapsayan 9 adet tahrir defteri vardır. Ayrıca arşivlerimizde bulunan 26 ayrı defterde de Kudüs'e ait defterler bulunmaktadır. Bu kayıtlar şu anda İsrail'in işgal devleti olduğunun, Kudüs'te işgalde bulunamayacağının bir delilidir. 2015 yılına kadar bu kayıtlar bilinmediği için pervasız bir şekilde İsrail, burası benimdir diyebiliyordu. Artık bu kayıtlar nedeniyle İsrail hareket edemez hale geldi." şeklinde konuştu.

Türk Halk Müziği Konseri ve Halk Oyunları Gösterisi beğeniyle izlendi

Gerçekleştirilen etkinlik kapsamında Prof. Dr. Mustafa Uslu tarafından hazırlanan 'Gönülden Cepheye Ezgiler' adlı bir konserde verildi. 'Çanakkale Türküsü', 'Çökertmeden Çıktım Halilim', 'Şu Kışlanın Kapısına' gibi Kahramanlık türkülerinin söylendiği konser büyük alkış aldı.

Halk Oyunları Gösterisinin de gerçekleştirildiği etkinlik, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 'Osmanlı Arşivleri Sergisi'yle son buldu.




Bu haber 53 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI